Dingin bir denizde serinleyip sonra da sımsıcak kumsalda istediğiniz bronzluğa ulaşmadan,
Rüzgar sörfünü deneyip yelkeninizi Alaçatı rüzgarıyla doldurup denize düşmeden,
Ilıcada güneşin batışını izleyip rüzgarının serinliğini hissetmeden,

Sabah sakız reçeliyle kahvaltınızı edip öğleden sonra sakızlı Türk kahvenizi yudumlamadan,
Çeşme’nin Zeytinlerini ve Çeşme üzümlerinden yapılmış şarabını denemeden,
Ilıcadan ünlenen ızgara sandviç “kumru”‘yu yemeden,
Sakız adasına karşı güzel bir ege balık masası ziyafeti çekmeden,
sakızlı muhallebisini tatmadan,

Ünlü sanatçıların çeşme konserlerinden birinde rahatlamadan,
Çeşme Kalesini gezmeden, Çeşme Kaplıcalarına girip dinlenmeden,

Çeşme’de bunları yapmadan dönmeyin...